16 Ağustos 2014 Cumartesi

Ne mi YaZıyorum? Bilmem... Hiç... Öylesine...

02:36
Ne kadarda özlemişim yazmayı...
Çok uzun zaman olmuş. Ay, yıl geçmiş üstünden...
Hala sürekli bi yazma isteği hissediyorum. Bazen sayfalarca yazmak istiyorum ne yazacağımı bilmeden... Neden bu istek bilmem. Yalnızlıktan mı? Çenesi düşüklükten mi? Saatlerce boş konuşma isteğimden mi? Sorunun cevabını bilmiyorum. Sadece yazmak istiyorum işte...

(NOT: fotoğraf bugün tekrar yazlığa döndüğüm 2 günlük assos Antik liman çadır kampımdan bir kare. Tatil içinde tatil yaptım bir nevi;)
Resimsiz post olmasın dedim :)
***
Haziran'ın son haftasıydı buraya geldiğimde. Şimdiyse Ağustos'un sonuna geldik, yani yaklaşık 2 aydır Balıkesirdeyim. Yazlıkta...

***
Evine haddinden fazla düşkün biri için çok fazla bu süre.

Çok özledim...
Düzenimi özledim, mutfağımı, tabak çanağımı özledim. Fırçalarımı, boya kokusunu, şövaledeki tualin üzerinde yarım halde duran yağlı boya resimlerimi özledim. Birgün o resimleri tamamlayacağım inancımı hiç yitirmedim:)
Evde bi o odaya bir bu odaya dolaşıp, hergün yeni dekorasyon fikirleri zortalayıp kocamın başını şişirmeyi özledim...
Şimdilerde kafası rahat, "talil mod on" durumda. Bende çok sarmıyorum. Bırakıyorum adamacağız bir iki ay kafa dinlesin. Eve dönünce başlarım diyorum:) eh, sezonu açarız eve döner dönmez:)

-Bak valla çok güzel olucak. Bana güven tamam mı? Şu duvarı delip bikaç tablo asıcam sadece ama evdeki değişime sen bile inanamıcaksın... :)
-Aşkım be şu masayı değiştirip o sana dediğim beyaz masayı alalım mı? Heeey kime diyorum ben. Dinlemiyosunki ama...
-Bak ne diyorum, şu duvar var ya, Heh işte onu ben kağıt kaplıyayım diyorum. Ne dersin?  Sencede harika bi fikir değil mi?:) aşkım? Aşkım nereye gittin...
-Canım ya beni Maltepedeki avm ye görürsene hatta Yaşar'ı da al özlemişsindir kankanı, sen onunla takılırsın bende biraz tabak çanak alırım. He olur mu? Nolur nolur nolur lütfeeeeeen...


İnan sabırsızlıkla bekliyorum o günleri. Fazla tuttum çenemi bu yıl yüzyılın patlaması yaşanıcak eve  gidince:) yapacaklarımı sıralıyorum kafamda birbir.

Ah canım ya nasılda olacaklardan habersiz mutlu mutlu  yüzüyo hopluyo zıplıyo...
Tadını çıkar tatlım, kafan rahat olsun, rahatla relax:)
***
Neyseki beynimizin içindekiler gözükmüyor:)
Yoksa 32 dişimi çıkarıp, kafamı hafif sallayınp senin her söylediğini tasdik ederek basit esprilerine gülerken aklımdan geçen "az kaldı hadi bakalım, onu da aldırırım ben sana,  hele o masanın hiç şansı yok. Hmmm  o salondaki halı epeyce yıprandı artık. Yenisi lazım yenisi" şeklinde saniyeler içerisinde gerçekleşen milyonlarca beyin fırtınalarımdan haberdar olabilirdin:)
***
Okudun dimi?
Tamam ama umarım o beyaz masayı aldıktan sonra okumuşsundur bu postu. 
Bak valla bizim için yaptım.
Evimiz için, mutlu yuvamız için:)
Çocuklarımız için. (Ne alaka bilmiyorum ama onlar içinde yaptım işte)
Hayır sen bana kıyamazsınki hem...
Amaaaaan boşver bunları sen, otur şimdi olduğun yere.
Hıh,
 bak şimdi, yazı düşün, tatilimizi düşün, derin nefes al ver.
Aferin işte böyle
Hadi canım...
:)
Ne zaman gördün postu ve şuan hangi zamandasın bilmiyorum ama sen bana akşam eve gelirken bi kutu çikolata alsana...
:)

11 Nisan 2014 Cuma

Duvara Vazo Nasıl Monte Edilir?

Yeni moda bu, artık vazolarımızı masanın üzerine koymuyoruz bayanlar. Duvarlara asıyoruz :)
Böylece daha şık daha sevimli bir görüntü elde etmiş oluyoruz.
Ayrıca gören herkesin "vaaay süper nerden aldın? böyle mi satılıyor bu?" gibi sorularına maruz kalıp "ben yaptım" cevabını verdikten sonra, sana dönenen o koca gözlerde "hadi ordan" tarzındaki mesajı üstün zekanızla alıp, hindi misali koltuklarınızı kabartarak "ehü ehühü" gibi garip ve anlamsız sesler çıkarmanıza, ama yinede ağzınızın kulaklarınıza varmasına sebep olabiliyor :)

(Biran cümlemi toparlayamayacağım sandım, aslında hala toprlayıp toparlamadığımdan emin de değilim, aslında şuan yukarıda saçmaladığım anlamsız cümleyi silebilirim, ama silmiyorum.
Bunları neden buraya yazıyorum onu da bilmiyorum. Aslında ben şuan içimden konuşuyorum. Yada konuşmuyor muyum? Gökyüzü neden mavi? Peki ya denizler? Deniz demişken denize girmeyi özledim ben ya...:)
NOT: Yukarıda parantez içindeki cümleyi unutun, aslında bir üstteki paragrafı da unutun.
Yada iyisimi okumayın siz bu postu :)


Aslında bu postu yazmadan önce "matkap nasıl kullanılır?" dersi vermeliydim post halinde:)
öylesine yazmıştım ama öğrenmek isteyenler varsa ciddi ciddi yazabilirim :)
Casaret hanımlar, erkeklere muhtaç olmayalım:)
Çok feminist gördüm kendimi yalnız:)
***
Aşağıdaki vazo yağdanlık olarak satılıyordu, ben ona bir vazo gözüyle bakıp, kapağını atmak suretiyle vazoya çevirdim. Çok zorlu bir işti:)
Giriş kapımın hemen yanındaki küçük duvara uyguladım. Aslında biraz risk aldım diyebilirim. Kötü olsaydı duvardaki delik hiç hoş olmayacaktı ama çok emindim güzel olacağından, o yüzden bu riski de almak istedim. Bu deneme amaçlıydı ve istediğim sonucu verdi. şimdi sırada salon, yatak odası, kuzumun odası antre ve tabiki lavabo var:) Tüm odalarımın duvarlarına vazo asmak istiyorum.
***
İlk matkap kullanmayı öğrendiğimde hergün duvar deler olmuştum:) sürekli duvarlara resim asıyordum, raf asıyordum yada mutfağıma demir çubuk v.s asıyordum:) Eşime kalsa onların yerine asılması aylar sürecekti:) Kayınvalidem benim adımı "Usta Gelinim" koydu :)
"Kızım bi ara gelde benim bu prizimi de duvara monte ediver, şunları da duvara asıver" der oldu :)
Namım sülaleye yayıldı, artık beni "gel bi çay içelim" diye değil "canım bi ara gelde şunları bi duvara asıver, çay da içeriz" diye evlerine davet eder oldular :)
Ne diyebilirim ki insanlar beni seviyor :p


Duvara monte için kullanacağınız aparat bu efendim. Yapı marketlerinde ve hırdavatçılarda bulabilirsiniz. Ben "boru şeysi" diye aradım her yerde bulmam biraz zaman aldı ama siz orijinal ismi olan "trifonlu kelepçe" diye sorarsanız hemen çıkarırlar diye tahmin ediyorum :)


 Öpüyor ve sevgiyle selamlıyorum sizi :)
Eğer evinize yaparsanız lütfen resimlerini bekliyorum. Facebook sayfamdan yayınlarım süper olur:)
Mail olarak tozpembenet@hotmail.com
yada
Facebook sayfamdan mesaj olarak gönderebilirsiniz resimleri

https://www.facebook.com/pages/Toz-Pembe/297461790317989

Bekliyorum bayanlar :)

10 Mart 2014 Pazartesi

Tuvalet Kağıdı Rulosundan Çiçek Yapımı (Çocuklar için Etkinlik)

İtiraf etmeliyimki güzel bir çalışma oldu.
Azra'yla devamını yapacağız inşallah. Ruloların birikmesini bekliyoruz:)
Hiç uzatmadan yapımını gösterip kaçacağım. Zira kuzuyu okuldan alma saati yaklaşıyor.
Ayrıca henüz 1 kap yemeğim bile yok:)
Ve çok açım.
Akşama kadar nedenlerimi sıralayıp sizi bayabilirim. Ama bunu yapmayacağım :)
 
 
Tuvalet kağıdı rulolarını ikiye katlayıp bu şekilde yaklaşık 2'şer cm aralıklarla kestik.
 
 
Azra diğer ruloyu keserken ben kesilmiş olan ruloları bu şekilde zımbalayarak çiçek şekline getirdim.
 
Azra tabiki pembe rengi tercih etti ve pembeye boyadı.

Bense sarıya.
Boya olarak sulu boyayı tercih ettim diğer boyaların kuruma süreleri çok uzun oluyor. Dolayısıyla boyarken çok fazla bulaşabiliyor. Ama sulu boyayla bir tarafını boyarken diğer kısmı neredeyse kurumuş oluyor.

Kuruması için peteğin üzerine dizdik :)

...Ve avizemizin ucuna misinayla bağlayıp sarkıttık :)
 
2 yıllık blog hayatımda yazdığım en hızlı posttu :)
Gece eklemeler yaparım muhtemelen.
Mutlu pazartesiler :)



6 Mart 2014 Perşembe

Pullarla Çocuklara Eğlence

Bir zamanlar boncuk & pul görmek istemeyen, aldığı kıyafetlerde pul&boncuk olmamasına özellikle dikkat eden ve eğer varsa eve gelir gelmez il iş onları sökmek olan ben, şu sıralar dost oldum, sevgiyle doldum onlara karşı :)
 
 
Bu çalışmaya "ilkel yöntemlerle fotokopi" adını veriyorum ben:)
Yada "o an elde olan imkanlarla" da denebilir :)
Uzun kış geceleri aklınıza aniden kuzucuğunuzla farklı birşeyler yapma isteği uyandığında bu yönteme başvuruyorsunuz efenim:)
İnternetten bulduğunuz ve beğendiğiniz bir resmi bilgisayarınıza kaydedip yakınlaştırıyorsunuz. A4 kağıdını bir parça bantla monitöre yapıştırıp keçeli kalemle çiziyorsunuz.
Üstelik hiçbir ücret ödemeden :)
Hahaha sizdede reklam yapıyormuşum hissi uyandı mı? :)
 
O akşam Azra'ya onun beğendiği 3 farklı desen çizdim. Balığı pullarla kaplamak istedi. Diğerlerinide boyama yaptı. Prensesin eteğinide aynı şekilde pul yapıştırdık.


Bunun gibi büyük boy pullar çok rahat oluyor. Rahatça alıp yapıştırabiliyor. Aynı zamanda resimdeki gibi düz pullar tercih edilmeli. Çukur pulların tersini düzünü ayıramayabiliyor ve doğal olarak çukur tarafları yapışmıyor. Sonrada kuzu sinir krizi geçiriyor :)



Bazı kısımlara sim de döktük.

Eğlenceli geçen bir geceyi daha geride bıralırken bir gün daha gitti diyorum.
Kuzuyla geçen ve bir daha asla geri gelmeyecek olan bir gün daha...
Yıllar sonra, içinde sürekli "keşke" lerin olacağı cümleler kurarken deli gibi özleyeceğim şu günleri daha dolu, daha O'nlu geçirme çabası içerisindeyim şimdilerde...
 
 
Kızımı özledim ben:)
Nokta
Azra gel fıstığım Legolarla oynayalım :)

12 Şubat 2014 Çarşamba

Karatahta (Yazı Tahtası) Yapımı

2 haftadır gidilmedi yalnız o bebek ziyaretlerine :)
Hergün gördükçe o notları, "tamam" diyorum. "Gideyim artık ayıp oluyo"
sonrası malum...
Ev, temizlik, Azra, okul depresif haller...
Ama bu hafta son vereceğim inşallah buna. Yarın hediyelerini alayım ve gideyim diyorum...
(Yazar burada gözlerini yukarıya dikerek ıslık çalma moduna geçmiştir, söylediğine kendi bile inanmamaktadır:)
 
***
Bloğumda karatahta yapımına daha önce yer vermeme rağmen 2 gün önce gece yarısı saat 1:30 civarı  aklıma gelerek hemen harekete geçmeme sebep olan ve beni uykusuz bırakan bu güzelliğide paylaşmadan edemedim:)
Kuruma süresiyle birlikte 1 saat kadar sürdü, hemen ertesi günde çerçeveciye götürüp çerçevelettim.


Evde daha önceden var olan ve evin dışında giriş kapımın hemen yanında asılı duran bu resim Azra'nın bir cümlesiyle miladını doldurmuş oldu.
Ben çok sevimli buluyorum ama Azra aynı fikirde değilmiş geçenlerde öğrendim bunu.
 
-Kızım balkona çıkıcaz kapının önünden terliklerini al gel hadi
-ıııııı anne sen al dışarıda canavar var"
 
anlam veremedim önce. İzlediği çiziği film vs. gibi bişeyden mi etkilendi diye düşünmeye başladım ki çok dikkat ediyorum o tür şeyler izletmemeye
"ne canavarı annecim? hani nede canavar" diye elinden tutup kapıyı açtım Azra bu resmi gösterince şaşırdım. Hergün görüyo aslında eve girip çıkarken ama hiçibir şekilde korku belirtisi göstermemişti. Azra'ya açıklamasını yaptım ve resmi kaldırıp onun yerine çiçek almaya karar verdik. Hemen resmi kaldırdım. yerine duvara asılan canlı çiçeklerden aldık. İkimiz birer tane.
Bakamadık kuruttuk oda ayrı bi mevzu:)
 

Resmin çerçevesini çıkartmak için arkasındaki çivileri penseyle söktüm.

Ardından camıma kavuştum.

Sonra tv karşısına geçip "annem" dizisi eşliğinde hayatımda en çok zevk aldığım işi yapmaya koyuldum. Boya kokusu, fırçalar, renkler boyamalar...
Daha öncede yazmıştım ama tekrar yazayım. Bu boya karatahta boyası olarak satılıyor.
Üzerine tepeşirle çok rahat yazı yazılıp silinebiliyor.
Büyük kırtasiyelerde bulunabilir ben http://www.tahtakalehobi.com/ sitesinden aldım.
***
Uygulanışı çok basit 1 kere enine boyuyorsunuz, ama boyadığınız yerin üzerinden bir daha geçmemeye özen gösterin aksi taktirde alttaki boyası kalkıyor.
 


Tamamen kuruduktan sonra...

Boyuna 1 kat sürüyorsunuz. Yine aynı şekilde boyadığınız yerin üstünden bir daha geçmiyorsunuz.
NOT: Bu katı sürmeden, alttaki boyanın tamamen kuruduğundan emin olun.


Kuruduktan sonra tahta kullanıma hazır hale geliyor.
Ben tahtayı asmak için evimde bu köşeyi seçtim. Giriş kapımın hemen yanı. Dolayısıyla yazdığım haftalık notlar sürekli gözümün önünde :)
Yazı tahtasından önce bu tablo vardı. Buna elveda dedim ve...
 
Yeni panoma hoş geldin dedim :)


 
Buda instagramda paylaştığım bi fotoğraf :)
 
Bu karede, 2 günlük anne ziyaretine giderken giriş kapısının hemen yanında olan ve görülmesi imkansız olan bu yazı tahtasına gölünden koparak yazdığı notun kocası tarafından görülmeyen bir kadının dramını görüyorsunuz aslında...
2 gün sonra gelip "beğendin mi notumu?"
sorumun karşılığı olarak bir çift anlamsız ve boş bakan gözle karşılaşıyorum :)
-he? Ne notu? Sorusuda tuz biber oluyor :)
-ah çok bedbahtım :)
 
Seni Seviyorum Adam...
 

30 Aralık 2013 Pazartesi

Cam Şişe Değerlendirme

Bitince atmaya kıyamadığım bu soya sosu şişesi aylardır karanlık kutular içinde beklemekteydi değişime uğrayacağı günü.
Gün geldi, değişime uğradı, yapan (ben:) kendisiyle bir miktar gurur duydu ve hayran hayran izledi eserini:)

Bu şişeki değişime uğrayabilmek için Kocaeli-Balıkesir yolları arasında saatlerce seyahat etti. Yazlıkta boş durmayayım kendimi eğlendirecek birşeylerde götüreyim düşüncesiyle hobi kutularının içi araştırılırken bulunmuştur kendileri:) Zira bu düşüncem olmasa tamamen unutmuştum böyle bir şişenin varlığını:)


Aşağıda yapım aşamaları yer alıyor. Malzeme olarak ben keten ipini tercih ettim.Ama renkli mumlu ip yada yün gibi ipler de olabilir. Hatta renkli mumlu ipi yakın bir zamanda deneme niyetindeyim. İnternette çok güzel örneklerini gördüm çünkü:)
Yapıştırıcı olarak tutkal da kullanılabilir. Ben boncok, kumaş v.s yapıştırırken de sıklıkla kullandığım sıvı silikonu kullandım.


Yapıştırıcının kurumasını önlemek için azar azar sürüp ipi şişenin etrafıma doladım.



...Ve Odamdaki rafın üzerinde yerini aldı bile :)

29 Aralık 2013 Pazar

Zımba Tabancasıyla Sandalye Nasıl Kaplanır?

Daha önce yer vermiştim aslında bu konuya. Ama bunuda eklemeden edemedim:)
Yazlıkta kendimize oda yapmaya karar verdiğimde ilk aklıma gelen konsept tabiki "denizci teması" idi.
Yazlık=Deniz :)
Yaptığım denizci temalı odaya uymayan sandalye tabiki elden geçmeliydi. Hemen internetten uygun kumaş bulunda sipariş verildi ve uygulanıp rahat bir nefes alındı :)

Sizde odanızda kullandığınız renk tonlarına uygun kumaşlar alarak odada bulunan sandalye koltuk v.s kaplayabilirsiniz. Ben aynı kumaştan birde perde yaptım ve bu şeklide bir bütünlük sağlamış oldum.

Bitmiş hali bu. Yine çok başarılı bir çalışma oldu. (Mütevazılıkta sınır tanımam:)

Eski halide buydu. Kumaşı yıpranmamıştı, yalnızca temaya uyması için değişime uğradı.

Bir tornavidayla arka tarafının ve oturma kısmının vidalarını söktüm ve kumaşı makasla kestim. Sonra kaplayacağım yeni kumaşın üzerine ters bir şekilde koyarak her yerinden gerdirerek zımba tabancasıyla zımbaladım. Zımba tabancasını yapı marketlerin hepsinde bulabilirsiniz. Fiyat olarakta çok uygunlar 20 - 30 TL gibi bir fiyata rahatlıkla işinizi görebilecek bir zımba tabancasına sahip olabilirsiniz.
Buna benzer bir önceki postumda zımbalama aşamalınıda göstermiştim.
Buradan göz atabilirsiniz.

18 Eylül 2013 Çarşamba

32 Aylık Kuzusu Kreşe Başlayan Bir Annenim İç Dünyasıyla Mücadelesi :)


Sıcağı sıcağına yazılsın istedim bu post. Zira duygular değişime uğrayacak zaman geçtikçe muhakkak...
***

Geçen yıl "seneye Azra'yı kreşe vereceğim" diye karar aldım kendi kendime. 3 yaşına 3 ay kalacaktı ve kreş için uygundu bana göre. Kış dönemini evde çok zor geçiriyoruz. Çevremizde Azra'nın yaşıtı çocuk pek yok. Apartmanda tek çocuk. Azra çok sıkılıyor. Aslında her yalnız çocuk gibi...
Ben yetemiyorum O'na. Sürekli benimle oynamak istiyor. Bir yere kadar oynuyoruzda ama O istiyorki sabahtan akşama kadar yalnızca onunla ilgileneyim. Onunla oynayayım...


 Bu kararı almamdaki en büyük neden Azra'nın yaşıtlarıyla oynamıyor olması idi. Yaşıtı bir ocuk gördüğünde yanıma kaçması, çocuklardan uzak durması ve yalnızca büyüklerle oynuyor olmasıydı. Büyük biriyle çok güzel oynar ve çok konuşur, hemde nefes almadan, susmaz hatta:) 

***
Hal böyle oluncada belki kreş ortamı iyi gelir diye düşündüm ki çevremden de hep bu şekilde yorumlar aldım. Belki daha iyi gelirdi kreş ortamı, çocuklar v.s
Hemde kışın ikimiz evin içinde depresyonlara girmeyelim yine dedim...

***
Ben 1 yıldır hazırlıyordun bu fikre kendimi. Hazırım sanıyordum...
Sonra yıl geçti ve gün geldi çattı.
İşler ciddiye bindi...
O ayrılacak mıydı evden? Nasıl?
Hergün hasret mi kalacaktım ona? Hem o daha küçücüktü. Anne kuzusuydu. Nasıl gönderecektimki?
Hem o yapabilir miydi? Küçüktü... Savunabilir miydi orda kendini? Benim kızım çok duygusal dayanamaz ağlar... Kıyamam ki... Ya istemezse? Ya ağlarsa?
Özlerimki ben onu... Hem biz 3 yıldır hiç ayrılmadık birbirimizden. Ben çalışmadım. Hep onunlaydım...

  ***

Kafamda milyon soru işareti, milyon karkaşa, karmaşa...
Bugün biraz daha azalmış olsa da henüz çok erken birşeyler söylemek için.

Bugün biz kreşe başladık:) Beklediğimden iyi tepki aldım aslında ilk gün için. 15 öğrenci var sınıfta ve hepsi 2010'lu. Kuzumun yaştları yani. Adaptasyon sürecinde olduğumuz için bugün beraber gittik ve yalnızca 2,5 saat kaldık. Ağlama durumumuz kesinlikle olmadı. Bu iyi bişey. 1 haftadır psikolojik olarak hazırlıyordum Azra'yı okula. "Azra sen artık büyüdün annecim, okula gidiceksin" "Kızımın okulunda park vaaaar, birsürü oyuncaklar vaaaaar, öğretmenleri masal okucak, arkadaşları olucaaaaak... v.s"
 Ben her bunları saydığında gülerek tepki verdi. Yalnızca "arkadaşları olucak,onlarla oyunlar oynayacak" kısmına "hayır hayır" şeklinde tepki gösteriyordu:)


Çok zor oldu. Çok düşündüm. Geceleri düşünmekten uyuyamadım. Sonra "Yapamam ben, dedim Yapamaz o da, göndermiyorum..." öylece uyuya kalmışım...
Sabah ablamı aradım tanıdığım herkezden fikir aldım bu konuda...
Kararımı netleştirdim ve hiç hesapta yokken kalktım ve kayda götürdüm Azra'yı
"Dedim ucunda ölüm yok, denemeden, yaşamadan göremeyiz. Belkide yapabilir. Sever belki. Kaynaşır belki. Açılır... İyi olur..."

***
Saat 10:00'da gittik okula ilk 2 gün 2,5 saat kaldık. 3. gün 3,5 saat. 13:15'te uyku saatleri normalde. Azra'nın o saatte uyuması imkansızdı zaten. Biraz sağa sola dönmüş durmuş, sonra ben anneme gidicem demiş:) Öğretmenide yanıma getirdi. Bugün 4. günümüz. Yine 10:00'da okula gittik. 3 gündür ben kreşte bekliyordum alt katta. Azra beni sorduğunda yanıma getiriyorlardı. Bugün bana gitmemi söyledi öğretmenimiz. Bensiz duracak. Telefon numaralarımızı aldık ve ben ayrıldım. 15:30 gibi gidip alacağım. 2 saat var. Özledim. Merak ediyorum. Beni soruyor mu acaba? Herşey yolunda mı?
Azra'yı bırakıp eşimin yanına ofise geldim. Kahvaltı yaparken o kadar çok aradımki kuzumu. Domatesin iç kısmını yumuşak diye hep Azra'ya veririm ben. Bugün veremedim...
Vicdan azabı çekiyorum sanki. Ama O'nun içinde iyi olacağını düşünüyorum.
***
Offfff bilmiyorum...
***
İlk gün kreşte o sınıfta ben aşağıdayken dayanamayıp ağladım.
O alışacak ben alışamayacaım galiba...
O'nu beklerken duygularımı döktüm telefonunun not defterine. İyi geliyor yazmak bana...
Aşağıdaki satırlar kızımla ayrılığımızın ilk saatlerinde yazıldı. Öylece döküldü işte...
Amacım her ne kadar onun sosyalleşmesini sağlamak, onun kendine olan özgüveninin yerine gelmesini sağlamak olsa da bu yaşta (32 aylık) bi çocuğu bi kalıp içine sokmak ne kadar doğru? 
Uyku saati, yatın!
Haydiii şimdi oyun saati...
Şimdi oyun bitti, hadi bakalım faaliyet saati...
Şu saati bu saati...
Canın oyun oynamak istediğinde oynayamazsın, çünkü şuan boyama zamanı, şuan boyama yapmak zorundasın...
Kafam karışık sadece, kreşe gitmeli mi? Ağlasa da göndermeli miyim? Desteklemeli miyim? Açılır mı? Aşılır mı bunlar?
Yada almalı mıyım? Annesinden ayırmamalı mıyım? Süt kuzusu o ya, kıyamam... Ömrüm, canım...
Ezilir mi ki? Alışır mı? Ağlar mı...
4-5 defa yanıma geldi. Oynamak istemedi içeride. Benimle oynamak istedi. Tek başına, yalnızca ikimiz...
İçerisi çok hareketli onun için, çok sesli çok gürültülü...
O beni istiyor...
Bütün gün nasıl bırakırım...
Akşama kadar burda...
Benden ayrı...
Masal saatiymiş şimdi...
Azra masalı çok sever...
Eminim şuan yukarıda pür dikkat masal dinliyordum kuzum... :)
Ölürüm ben ona...

1 saati geçkindir oynuyor yukarıda.
Az önce beni görmek istemiş, yanıma getirdi öğretmeni.
"Neler yaptınız kızım?" Dedim
Hemen saymaya başladı güzel güzel.
"Oyun oynadıııııııım, masal dinlediiiiiim, yazı yazdııııııım"
Dedim, "Aferin benim güzel kızıma" "Azra sen burda çok oyun öğren, sonra banada öğret aynılarını oynayalım evde tamam mı?" annecim
"Tamam" dedi oda.
Öptüm yanağını doya doya...
Sonra öğretmeni "hadi Azra biz yukarı çıkalım annen burda beklicek seni tamam mı?" Dedi
Azra öğretmenine "tamam ben seni geçicem" diyip merdivenlere doğru koşmaya başladı:)
Çok mutlu oldum onu böyle mutlu görünce:) o çıkınca koltuğumda yine bir miktar salya sümük oldum:) çok duygulandım...
Sanırım o alışıcak, ama ben alışamayacağım:) 
Özlerim kızımı ya. 08:30-16:30 az değilki...
İnşallah çok sever, hergün mutlu ve hevesli olarak gelir...
Benimde gözüm arkada kalmaz böylece. Evde çok sıkılıyor benim kuzum. Arkadaşlarını çok sever umarım...

***

Zamana bırakıyoruz şimdilik. İyi gidiyor gibi. Bugün aldığımda vereceği tepkiyi çok merak ediyorum. Beni aradımıki? Şuan uyku saatindeler. uyuyabilmiş midir? Sanmam...
Birkaç saat kaldı...
Zaman durdu sanki...
Hadi ama...
...

29 Haziran 2013 Cumartesi

Kürdan ve Patatesten Kirpi Yaptık :)

Artık "Çocuğumla Etkinlik" adı altında yeni bir kategorim var. Bu başlık altında Azra'yla yaptığımız aktiviteler yer alacak.
Bazen çocuğu oyalamak için, bazen sırf onunla vakti geçirmiş olmak için bazense yapılan o etkinliğin ona birşeyler katacağını düşünerek yapılıyor bu etkinlikler..
 
Bu aktiviteleri ne için yapmış olursanız olun hepsi O'nun geleceğine bir yatırım aslında. Kimisi el ve göz koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olmuş olacak, kimisi hayal gücünü geliştirecek ve belki ileride farklı yeteneklerinin keşfedilmesini sağlayacak...
 
***
Azra'yla mümkün olduğunca çok vakit geçirmeye, O'na vakit ayırmaya çalışıyorum. Gün içerisinde sürekli bir oyun halindeyiz:) İştahsız bir çocuk olduğundan yemek yedirirken bile
"aaa bak, geldi... gitti... kediş yedi... köpüş yedi..."
yada olmadı tişörtünün önündeki hayvan yada çocuk her neyse onunla konuşuyoruz:)
Göbüşüyle konuştuğumuz da oluyor zaman zaman :)
En olmadı, kurtarıcımız ipad :)
 
***
Biz anneler çaresiz kalıyoruz çoğu zaman, heleki kış ayları çekilmez olabiliyor...
Azra'ya ne zaman "Gel kızım seninle bişeyler yapıcaz şimdi, hadi örtümüzü serelim malzemelerimizi hazırlayalım" desem her seferinde aynı tepkiyle karşılaşıyorum "YA-ŞA-SINNNNNN" :)
Buda beni çok mutlu ediyor tabi :)
Hergün farklı birşeyler bulmak zor, ama ara ara da olsa Azra'yla bu tarz etkinlikler yapmaya gayret ediyorum ve yaptıkça burada paylaşacağım inşallah.
Hem birilerine fikir olur, yardımcı olur belki...

***
İlk olarak geçtiğimiz haftalarda yaptığımız kirpi çalışması sizlerle olacak:)
Azra burada 28 aylık. Tüm bunları yaparken o çok eğleniyor, çok mutlu oluyor.
Tabi onun mutluluğunu gören ben dahada mutlu oluyorum :)



Kirpinin tam şeklini görebilmek için önce tabletten kirpi resmi açtık.

 
 Sonra döktük önümüze bütün kürdanları. Kuzum kendi patatesine ben kendi patatesime sapladık.
Tüm bunları yaparkende Azra'ya kirpilerle ilgili ufak çaplı bir bilgi aktarımında bulundum.
"Anne kirpiler ne yer?" sorusunaysa "ımmmm kirpiler mi ne yer? Sence ne yer bi düşün bakalım" diyerek zaman kazandım o bana olası ihtimalleri sırlarken o esnada bende internetten baktım hemen:)
Cahil bi annesi olduğunu düşünmesin yavrum:)
Ne demişler "Ne çok gezen, nede çok okuyan bilir. Herşeyi yalnızca ANNELER bilir:)"
Ha hayt kızımın gözünde ben mükemmel ötesi, herşeyi bilen, her sorusuna cevap veren bi anneyim:)
İnternet sağ olsun ne diyim:)
 
 
Bu arada kirpiler etçil hayvanlarmış solucan, böcek, salyangoz kurbağa gibi hayvanlarla besleniyorlarmış efendim:)
Olurda birgün çocuğunuzla kirpi yapar ve çocuğumu kirpiler konusunda bilgilendireyim diye artistlik yaparda benim maruz kaldığım bu soruya sizde maruz kalırsanız kem küm yaparak oyalamayın çocuğu:) Lak diye yapıştırın cevabı :) Bunu bilemicek ne varki canım:)
 
 
...Ve Azra'nın deyimiyle
"Ta ta ta taaaaaam" :)
Biz gözlerini tahta kalemiyle çizdik, genelde yaptığımız şeylere yapay göz yapıştırıyoruz.
Sürekli bulunuyor evde aslında ama o an yoktu ve böyle yaptık. Aslında şimdi düşündümde toplu iğne de güzel olabilirmiş:)
Bu arada kafalarındaki o çizikler saçmış:) Azra öyle istedi ve yaptı:)


Kuzum çok sevdi birkaç gün oynadı bunlarla:)
NOT: Tecrübelerime dayanarak yaptığımız bu oyuncaklarla maksimum 1 hafta oynanmasını tavsiye ediyorum. Evimizi çürümüş patates kokuları sarsın istemeyiz öyle değil mi?
:)


DİKKAT: Yukarıdaki notta yazdığım sebepten dolayı çocuğunuzun bu kirpiyle duygusal bağ kurmasından sakının. Sonuçlarından ben sorumlu değilim ona göre:)

***
Sizinde benimle paylaşabileceğiniz, "şunuda yapabilirsin" diyebileceğiniz etkinlikler varsa lütfen benimle paylaşın....

Mutlu Haftasonları...

17 Haziran 2013 Pazartesi

Keçeden Yazılı Tişört Nasıl Yapılır?

Benim küçük kuzu anneler gününü sindiremeden babalar günü geldiiii çattı.
Efendim şöyleki: 34 gündür Azra hergün benim anneler gününmü kutluyor:)
anneler gününde "kızım bugün anneler günü biliyor musun? sen bana "anneler günün kutlu olsun demen gerekiyor." bi tanede çiçek ver bakim anneye:)" şeklinde yapmış olduğum konuşmadan sonra her dışarıya çıkışımızda gördüğü ilk çiçeği kafasından kopararak (dikkatinizi çekerim sapsız bi çiçek bu:) bana veriyor. Verirken "al anne anneler günün kutlu olsun" diyede ekliyor:)
bazen farklı bir versiyonunuda söylediği oluyor.
"Al anne anneler günü doğumgünü olsun" :p
O ne demekse:)
Ama ben bu versiyonu daha çok seviyorum:) Saçmalardan seçmeler :P
Televizyonda da ne zaman çiçek görsek "anne bak anneler günün kutlu olsun" diye heyecanlı heyecanlı bağırarak anlatıyor bana:)
Vel hasıl kelam anneler günü hala sürüyor bizim cephede ve ne zaman son bulacak inanın bende çok merak ediyorum:)
NOT:Bu durumdan memnun olmadığım söylenemez:)
***
Geçen yıl LCW'nın babalar günü tişörtünü almıştım. Bu yıl bu cici tişört yaptık babamız için.
Adım adım anlatacağım nasıl yaptığımı. Farklı bir yazıyla doğumgünü içinde uyarlanabilir.
Yakın bir zamanda BABA-KIZ tişörtü yapacağım benim çocuklara :p
yazısı bile hazır, babaya "big kid" (büyük çocuk) kuzuya "little kid" (küçük çocuk):)
İşin en zor kısmı düz beyaz tişört bulmaktı inanın. Uzun arayışlarım sonucu bulabildim.
İlla kenarına köşesine bi çiçek böcek, olmadı ayıcık kuzucuk bişey kondurmuşlar.
Ama yılmadım Gebze'yi talan ettim ve buldum. Azmin gücü :)
***
Efendim tarifimizin malzemelerine geçelim hemen
Malzemeler:)
Bir tutam ince keçe (istenilen renkte)
Bir adet küçük boy makas :)
1 adet sarı carbon kağıdı
Bir tutam kumaş yapıştırıcısı
Orta boy dikiş makinası:)
Hazırlanışı:)
Derince bir kap içine yapıştırıcıyı  ve karbonu katıp çırpmıyoruz tabiki. Ciddiyete davet ediyorum kendimi ve sirkelenip kendime geliyorum:)
İlk olarak tişörtün önüne yazmak istediğim cümleyi Word dosyasında yazdım yazı fontunu büyüttüm ve çıktısını aldım. Bunu gibi garip bir yazıysa çıktı aldığınız yerde garip bakışlara maruz kalabilirsiniz. Bu çok normaldir:)
Sonra araya sarı karbon kağıdı koyarak keçeye yazının izini çıkarttın ve düzgün bir şekilde harfleri kestim.
Uygulama yapacağım tişört buydu.
Bütün harfleri kestim, tişörtün yakası içinde elimde olan güpürü kullandım. Erkek çocukları içinde yine keçeden yapılan bir papyon olabilir. Hatta çok şık durur :)
Şeklini ayarlayıp bu şekilde iğneyle tutturdun her tarafından.
Sonra elimle diktim. Harfleri de kumaş yapıştırıcısıyla yapıştırdım. Ama dikeceğim daha sağlam olsun diye.

Sonuç olarak elinizde çok cici bir tişört olmuş oluyor. Bugün giydik babamızın karşısına çıktık.
Babasının yanına gitmedende tembihledim. "Azra babana adamın dibisin baba de tamam mı?" dedim:)
Yanına gittik "baba sen adamın dibisin" diyor:)
Çok güldük:) Babamız çok beğendi tişörtü. Azra bugün gün boyunda "adamın dibi dibi" diye diye dolaştı:) Arada bana "anne sen adamın dibisin" dediği oldu:)
Bunda benim Azra'ya "Azra adamın dibisin ne demek biliyor musun? Yani sen çok iyi bir babasın demek" dememin de etkisi büyük sanırım:)
***
Uzun aralar vermemek dileğiyle diyor ve hepinizi öpüyorum:)