15 Ekim 2012 Pazartesi

Yaka Nasıl Yapılır?

Evet soruyorum nasıl yapılır? :)
Vallahi ben bir yöntem geliştirdim ama oldu gibi...
Kabul, mükemmel değil. Ama iş görür:)
***
Biliyorsunuz yaka modası aldı başını gidiyor son zamanlarda. İyide oluyor aslında. Ben çok beğeniyorum bu tür demonte yakaları. İnternette şöyle bir dolaşırsanız inanılmaz güzel yakalara rastlayabilirsiniz. Ben hergün rastlıyorum ve ağzım açık öylece seyrediyorum:)
Yakaları internette ilk defa görüp aşık olmaya başladığımda hemen "yaparım ya, bende yapabilirim, yapmalıyım" diye şimşekler çaktı kafamda:)
Hemen sonuca geçiyorum:
Evet sonuç hüsran:)
Halbuki çok büyük bir gazla başlamıştım. Berbat bişey oldu. Şimdilerde çekmecelerimdem birinde dip köşelerde duruyor. Kıyamadım atmaya:)
Aslında yanlış olan keçe seçimimmiş onu anladım sonradan. Keçelerinde incesi kalını varmış.
Nerden bileyim. (Sözde tuhafiyecinin kızıyım:)
Geçtiğimiz haftasonu sınavlarım için İzmite gittik. 1 gecede annemlerde kaldım gitmişken.
Bu sıralar keçeler çok modaymış annem "çok satıyoruz bunlardan, özellikle anaokulu öğrencileri alıyor" dedi. Zaten dükkan keçeden geçilmiyor. Geçen sene çok sattılar diye babam gaza gelmiş:)
Neyse baktım bazıları ince bazıları kalın. Ben daha önceki yakayı yaptığımda bizim tuhafiyede yalnızca kalın keçeler vardı. Bende onunla yapmıştım. O yüzden olmamış. Hiçbir şekle girmediği için kalıp gibi duruyor:)
Bu gidişimde ince keçeden aldım 1 metre kadar. Gerekli diğer malzemeleri de tedarik ettim tuhafiyeden. Eve gelir gelmezde, yani dün:) Azra öğle uykusundayken yapmaya koyuldum. Zaten önceden kafamda tasarlamıştım bişeyler. Hatta yakanın kullanım alanı bile belli şuan.
İnşallah bir kombin postunda göstereceğim.
 
 
Ben okul yakasını kullandım kalıp olarak tamda oldu:)
Bu yöntemi ben mi keşfettim yoksa herkes böyle mi yapıyor bilmiyorum ama yapmak isteyenlere tavsiyemdir:) Hem pratik hemde boyutu tam uygun;)
 Önümdeki sorun zaten "Nasıl kalıp çıkaracağım?" sorusuydu. Onu da böyle hallettim:) 
Üzerindeki inciler yarım inci. Yani kolay kolay düşmez sağlam oldu:)
Elimde olan güzel bir kumaş yapıştırıcısıyla yapıştırdım. Daha öncede Azra'ya diktiğim bir kıyafette kullanmıştım. Kumaşı yırtarsın ama yapıştırdığın şeyi çıkaramazsın:)

6 Ekim 2012 Cumartesi

Döner Sandalye Kaplama ve Asrın İcadı Zımba Makinası:)

Şuan heryeri zımbalamak istiyorum:)
Çok sevdim ben bu işi ama biraz daha devam etseydim ellerim nasır tutması kaçınılmazdı.
Zımba tabancası sen ne güzel bi aletsin öyle. Silikon tabancasından sonraki favorim kesinlikle sensin:)
***
Emektar döner koltuğumuz hayli yıpranmıştı. Nasıl bu hale geldi inanın bilmiyorum. Şuan beni ilgilendiren tek şey mükemmel olduğu ve icime fazlasıyla sindiği...
Epeyidir aklimdaydi bu sandalyeyi kaplamak. Yaklaşık 1 senedir arada kumaşçıya uğradığımda krem deri kumaş soruyordum ama bulamıyordum. Geçenlerde, inşallah yakın bi zamnda koltuklarımı kaplatmaya verecek olduğum döşemecide gördüm. Metreyle sattıklarınıda öğrenince hemen aldım. Aynı günün akşamıda pardon gecesinde koltuğu kapladım. Gece saat 04:00 falandı:) aklından zorun mu var demeyim. Hayır sadece sabırsızım:)
Birşeyi yapacağım diye aklıma koymuşsanız ki bu özellikle dekorasyonla yada sevdiğim bi hobiye ilgiliyse o an, aklıma geldiği an gerçekleştirmem lazım onu. Yoksa bişeyler rahatsız ediyor beni:) yapana kadar gece gündüz sürekli beynimi tırmalıyor o şey:) o yüzden biran önce yapıp bu beyin karmaşasından kurtuluyorum hemen:)
 Ne yalan söyliyeyim bu huyumu seviyorum:)

Büyük bir gazla başlayıp bi çırpıda bitiriveriyorum işimi:) Bundada öyle oldu kafaya taktım. Gece yarılarına kadar uğraştım didindim ve bitirdim:)
***
Kaplandıktan sonraki hali budur. Bence çok başarılı:)



Önce bi tırsarak başladım zımba makinasının sesine Azra uyanır mı diye:) Bayağı sesi çıkıyor çünkü.
Neyseki derin uykudaymış:)

Bu eski hali...

Bunlarda yapım aşamaları...




26 Eylül 2012 Çarşamba

Azra'nın Yeni Nevresim Takımı (Benim Eserim:)

Günlerdir yayınlayacağım yayınlayacağım bir türlü fırsat olmadı.
Sınav tarihim yaklaşıyor 2 hafta gibi bir zaman kaldı. Sınav stresi blog yazmama engel oluyor, suçlu hissettiriyor kendimi:) Vicdanım:
"Hey sınava sayılı günler kalmış, sense burada tembellik ediyorsun. Kalk ve ders çalış"
diye baskı yapıyor sürekli. İç sesim beni terk etsin istiyorum:)
 Mesela şuan Azra uyuyor ve ders çalışmak için mükemmel bir fırsat. Şu satırları yazarken vicdanım hala yakamda, hiç ilgilenmiyormuş gibi yapıyorum:) Bu taktik çoğu zaman işe yarıyor bir süre sonra unutuyorum:)
İlginci bloğuma birşeyler yazmadığımdada aynı duyguları hissediyorum. Her halükarda aynı duyguları hissedeceğime ve post yazmak ekstra bir mutluluk verdiğine göre şuan burada olmam en doğrusu:) Doğru yoldasın kızım devam et...
***
 Bu aralar instagrama takmış durumdayım. Takip etmek isteyenler @sumeyyevural kullanıcı adından bulabilirler. Instagram postları da gelecek yakında...
***
Konumuza dönecek olursak bir önceki postumda Azra'nın nevresim takımın lastikli çarşafını nasıl yaptığımı ayrıntılı resimlerle anlatmıştım. Şimdi tamamı gelecek. Beni en çok zorlayan yastığı idi. Dedim düz olmasın süslü firfırlı bişey olsun kız çocuğu bu:) Demez olaydım. Aynı çarşafta olduğu gibi yastıkla ilgili de internette ayrıntılı bir bilgi bulamadım. Demene yanılma yöntemiyle yaptım.
Dik, sök, kes derken epeyce zamanımı aldı. Kaç kez dikip söktüm hatırlamıyorum.
Şimdi tekrar yapsam tek seferde yaparım ama:)
***
Yorganın ön kısmına da fırfır koydum.
Yorganın kılıfını keserken akıllı ben kısa kesmiştim.  Nasıl böyle bir saçmalık yaptım bilmiyorum. Aslında pay bırakmıştım ama kılıfın icine yorgan girince yukarıya doğru çekti kumaş kendini. Allah'tan boydan kısaydıda rahatça ek yaptım. Genişliğinden olsaydı tekrar sökmem gerekirdi ve görüntü olarak hoş durmazdı. Kılıfın en alt kısmına kumaşın desenlerini denk getirerek diktim hiç belli olmuyor:) desenleri denk getirmek zorladı biraz ama yaptım sonunda.
Buyrun  fotoğraflar...






23 Eylül 2012 Pazar

Lastikli Çarşaf Nasıl Dikilir?

 
Öncelikle belirteyim Azra çarşafın açılışını yaptı bile. Hemde henüz 2 gün oldu dikip sereli. Ufak bir kusma vakası geçirdide:)

Azranın yatağı için aradığım gibi bir nevresim takımı bulamadığım için kendim dikmeye karar verdim.  Hem yorgan standart boyda değil hemde çarşafını hep lastikli istiyordum çünkü o çarşaf hiçbir zaman gece serildiği gibi kalmıyor kıpır kıpır uyurken de yerinde duramıyor benim güzel bebeğim. ("Güzel Bebeğim" kelimesini geçen gün ilk kez Azra benim için kullandı:) Durup dururken kolumu sıvazlayıp "Benim Düdel Bebeğiim" dedi o an bittim:) gün içerisinde önüme gelen herkese "Azra bu gün bana ne dedi biliyor musun?" diye başlayan cümleler kurdum:) (Kendime not: 21. Ay)
***
Konumuza dönelim lastikli çarşaf diyorduk...
Nevresim takımını dikmeden önce internette ufak çaplı bir araştırma yaptım ama aradığımı bulamadım. Lastikli çarşaf dikimi diye arattım ama birşey bulamadım. Yıllar önce sanırım yabancı kaynaklı bir sitede görmüştüm oradan aklımda kalmıştı. Birazınıda uydurdum:)
Neticede oldu:)
Takımın yastık ve yorgan kılıfı da olmak üzere tamamını bitirdim aslında. Hepsini yayınlayacaktım ama tek bir post içerisinde olsun istemedim çünkü çarşafın yapılışını ayrıntılı olarak göstermek istedim. Yapmak isteyen arkadaşlara belki yardımcı olur diye. Ben bunula ilgili internette pek kaynak bulamadım çünkü...
Bu arada yastık kılıfı da süper oldu bir sonraki postta o gelecek:)
Yastığınıda fırfırlı yaptım ama onunla ilgilide aradığım gibi ayrıntılı birşey bulamadım internette.
Deneme yanılma ve mantık yoluyla hallettim onuda:)
***
Şunu belirteyim şimdilik acemi bir dikişçiyim. İlk kez böyle bir işe kalkıştım. Ufak tefek sorunlar çıkmasına rağmen alnımın akıyla çıktım çok şükür. Sorunlarda hep benden kaynaklıydı tabiki. Yorgan kılıfını kısa biçmem gibi...
Kıyafet dikmekten daha çok sevdim ben bu işi. Dümdüz tıkır tıkır gidiyorsun:)
1 - 2 tane daha dikmek istiyorum bunlardan:)
***
Aslında resimler anlatıyor herşeyi ama ben yine konuşmadan edemeyeceğim:)
 
Yatağı kumaşım tam ortasına koydum. Ölçü mölçü yok göz kararı ayarlayıp kestim:)
 
Köşelerini gördüğünüz gibi kestim. Yalnız çok içe kadar kesmeyin dikiş payıda olacağı için sonradan yatağa uymayabilir.

 
Bu şekilde iki ucunu birbirine diktim. Dört köşesinde aynı şekilde diktim.

 
Köşeleri diktikten sonra kutu gibi dikdörtgen şeklini alıyor. Sonra bütün kenarlarını içe kıvırarak diktim. Çok dar dikmeyin arasından lastik geçecek.

Bütün kenarlarını kıvırıp diktikten sonra arasından ince bebe lastiği geçirdim.
...Ve sonuç bu oluyor. Azrada geceleri istediği kadar debelensin dursun artık:)


İlk kez yapmama rağmen tam oturdu. Ben yaptıysam herkes yapar herhalde:)
Bu arada kumaşı alır almaz önce yıkadım. Bu tür kumaşlar su çekebiliyor. Aldığım yerdeki bayan da söyledi zaten çeker diye. Diktikten sonra böyle bir durumla karşılaşsaydım çok üzülürdüm.

5 Ağustos 2012 Pazar

Annelik...


O doğduğunda zannettimki hiç büyümeyecek. Hep böyle kalacak.
Zordu ilk başlarda...
Meşakkatliydi...
Ama Rabbim koymuştu bi kere onun sevgisini bu kalbe. 9 ay boyunca hazırlamıştı anneliğe.
Onu görmeden sevmiştim o yüzden. Rabbim sevdirmişti onu.
Çünkü o bendim...
***
O girdiğinde hayatıma, SANKİ DÜNYAYI KURTARABİLİRDİM.
Böyle tabir ediyorum o anki duydularımı, çünkü öyle hissetmiştim.
Çok güçlüydüm...
Gece ağlamaları ve uyanmaları vardı o günerde.
Çünkü annesinin huzurlu karnından koparılıp dünyaya gelmişti...
Sıkıntılıydı...
***
O biraz ağlamaya yeltensin, azıcık mızırdansın, gözüm açılırdı hemen.
Sanki uyurken bile onu dinliyordu kulaklarım. Onun sesine çok duyarlı olmuştu bir anda.
Çünkü biliyordumki orada BANA MUHTAÇ bir CAN vardı.
Beni isteyen, annesini isteyen,
Zaten anneyle bebeği birbirine bağlayanda bulardı...
O ağladığında onu susturmak, derdini, sıkıntısını anlayabilmek için çırpınmaktı.
Gecelerce uykusuz kalmaktı...
***
Anlayamazdı herkes bunu...
Onlara göre katlanılacak gibi değildi.
Ama bu kalpte onun sevgisi vardı. Anneliğin verdiği sonsuz GÜÇ vardı...
***
Şimdi 1,5 yılı bıraktık geride.
Geriye dönüp baktığımda "VAY BE" diyorum. "Ne kadarda çok şey yaşamışız, ama bu gün burdayız ve sanki hiçbirşey yaşanmamış gibi, herşey dün gibi..."
***
-Bak artık sesler çıkartmaya başladı.
-Bak sağa sola dönebiliyor.
-Güldü, bana güldü...
-Anne mi diyor sanki?
-Destek alarak ayakta durabiliyor. Ne zaman tam olarak yürüyecek ya...
-Gördün mü artık 2 adım atabiliyor.
-Çekmecelerim... Hepsi boşalmış...
-Ne anlatıyorsun kız sen anneye.
-Oy oy, annesine yardımda edermiş...
***
Zaman çabuk geçiyor. Hiç bitmez, geçmez denen günler su gibi akıp gidiyor.
Biliyorumki kızımla yaşadığım şu günler bir daha geri gelmeyecek.
O bir daha 1,5 yaşında olmayacak...
O yüzden onunla her anımı keyfini çıkararak güzel yaşamaya çalışıyorum.

BENİ SEVSİN, ÇOK SEVSİN İSTİYORUM...

28 Haziran 2012 Perşembe

Eski Tshirtten Kolluk Yapımı

Rahatlığını gördükten sonra son günlerde vaz geçilmezim haline geldi. Özellikle tesettürlü bayanlar için çok çok rahatlık. Bazı tunik, trençkot ve gömleklerin kolları kısa olabiliyor ve mecburen içine uzun kollu tshirt giymek zorunda kalıyoruz. Buda şuan içinde bulunduğumuz bunaltıcı yaz aylarında sıkıntı oluyor.
Bu yüzden benim yeni favorim KOLLUKLAR.
O kadar rahatki kıyafetin içine kolsuz yada askılı body bile giyilebilir.
Şu sıralar bütün bodylerimi  gözden geçiriyorum. Hangisini parçalayabilirim diye:)
Dün yıpranmış olan ve boğaz kısmınıda sevmediğim beyaz bir body daha kestim. Dikiş makinemin yanında lastik dikileceği günü bekliyor:)
Kollukları herkese tavsiye ediyorum. En kısa zamanda dolabınızda kollarını kesebileceğiniz uzun kollu body arama çalışmalarına başlayın derim:)

Yapımı çok basit aslında. Herhangibir body nin kollarını dirsekten biraz daha yukarıdan kesiyorsunuz. Sonra kestiğiniz yere lastik dikiyorsunuz. Kalın lastik olursa daha rahat olur. Kolunuzu sıkarak acıtmaz. Lastiği dikerken elinizle biraz çekinki kolunuza taktığınızda kolluk kaymasın, lastik biraz sıksın.


22 Haziran 2012 Cuma

Bone Topuzu Nasıl Yapılır?

Ben kendimi bildim bileli kapalıyım. Bizim ailede kızlar belirli bir yaşa geldikten sonra kapanır mutlaka. Ama zorlama değil bu. Bi şekilde oluyor. Doğduğundan beri böyle bir kültürün içinde yetiştiğin ve bunları gördüğün için ister istemez kendiliğinden kapanıyor kızlarda. Hiç kimsede halinden şikayetçi değil zaten:)
Böyle olmasına rağmen şu an kullanığım topuzu bulana kadar epey bi zaman geçti. Bunuda tesadüfen bir arkadaşından görmüştüm. Çok rahattı ve çok hoşuma gitti. Yıllardırda bu şekilde yapıyorum. Elim inanılmaz alışmış yalnız:) Saniyeler içinde yapıyorum:)
Menken olarak kızımı kullandım ama bir türlü yerinde durmadı. En sonunda CD kulesinin önünde mola verdi ve başladı CDleri dağıtmaya. Onları tek tek yerinden çıkarıp koltuğa koydu.
Fark ederseniz ilk fotoğraflarda CD kulesi dolu sonra yavaş yavaş azalıyor:)
Azranın en sevdiği fakat annenin nefret ettiği oyunlardan biri ORTALIĞI DAĞITMACA:)
Neyse bu seferlik es geçtim bıraktım dağısın, fırsat bu fırsat bende topuzu yapayım dedim:)
Anlatabildiğim kadar anlatmaya çalışacağım. Zaten fotoğraflar herşeyi anlatıyor.

Önce saçımı bu şekilde herhangibir lastik tokayla yukarıdan bağlıyorum

Sonra bir tülbenti kundak şeklinde bağlıyorum. Tülbentin iki ucu kenarlardan sarkıyor. Ben genelde bu tarz ufak tülbentlerden kullanıyorum. Anneciğimin çeyizinden bunlar:) Bir sürü var. Eskiden hep böyle ufacık tülbentler eşarplar bağlanırmış. Eminim bir çoğunuzun annesinin çeyizinde mevcuttur bu tülbentlerden:) Büyük standart tülbentte kullanabilirsiniz. Sadece topuz biraz büyük olur.

Sonra arkadan sarkan üçgen kısmı topladığım saçın üzerine doğru katlıyorum.

Sonra yanımdan sarkan kısmıda açıp düzelterek onun üzerine atıyorum.

Diğer tarafıda aynı şekilde yapıyorum

Ve üzerine boneyi takıp bonenin altından sarkan tülbenti içe doğru sıkıştırıp alttan bonenin ucunu bağlıyorum. Sonra elimle topuzu biraz düzeltiyorum.

Hazır boneyide takmışken şalıda bağlayıp nasıl durduğunu göstereyim dedim. Bence gayet güzel duruyor:) Bu arada dikkat ederseniz CD'lerin hepsi bitmiş durumda:)

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Tablet Bilgisayarda Çocuk Oyunları

Beni bu postu yazmaya sevk eden şey, artık 17 aylık kocamaaaan bir çocuk olan kızımın tablette oyun oynamak için ağlayıp zırlaması ve bunun üzerine eşimin fellik fellik çocuk oyunları arama çabasıdır:)

Olay şöyle; Eşim geçen gün Azra hoşlanabilir diye tablete bi oyun indirmiş:) Balon patlatma oyunu. Ekranda renkli balonlar var parmakla dokunup balonları patlatmaya çalışıyorsun. Patlayan her balondanda "BOM" diye ses çıkıyor. Yanlış bir yere dokunursan yeni bir balon şişiyor.
Biz bi kere oynatalım dedik çok sevdi kızım:) Balonlardan çıkan sesi duydukça oda ağzıyla "BOM BOM" yapıyor. Zaten oyunu açmamızı istediğindede tableti eline alıp getiriyor ve "BOM BOM A A" diyor. Ordadaki o "A A" lar "AÇ AÇ" manasında:)
Böylece kızım tablet bilgisayarla tanışmış, ilk oyununu oynamış ve tablette oyun oynama serüvenine başlamış bulunuyor:) Bizde baktıkki kızım çok eğleniyor. Bikaç tane daha oyun indirdik. Meğer çocuklar için ne kadar güzel oyunlar varmış:) Mesela bi tane oyunda 6 tane farklı hayvan resmi var. Kedi, Köpek, İnek, Domuz, Kuzu hangi hayvanın üzerine dokunursa o hayvan ses çıkarıyor. Kızımda arkasından tekrarlıyor:) Dün akşam ev hayvan sesleriyle inliyorudu adeta:)
Bu olay üzerine düşünmeye başladım, bizim zamanımızda tabletmi vardı. Biz "cim cim cim" oynardık. "Bu tutmuş, bu pişirmiş, bu yemiş..." oynardık. Yeni nesil oyunlarıda sanal oluyor. Kendimi çok yaşlı hissettim bir an:)
Azranın oynadığı oyunları aşağıda göstereceğim. Eğer önerileriniz varsa alabilirim:)

İşte meşhur bom bom oyunumuz bu. Azra burada balonları bomlatıyor:)

Buda MEEE-MÖÖÖ oyunu:) Bizimki parmağını dokundurup çekmiyorda, basılı tutuyor. Böylece hiç susmadan hayvanlar bağırıp duruyor:)

Buda yukarıdaki oyunun bir değişik versiyonu. Bundada taşıtların sesleri çıkıyor. Bu arada bunu ben oynuyorum:) Yalnızca fotoğraf çekmek içindi:)

Bom bom oyunumuzun farklı bir versiyonu daha.

Müzikli bir oyun

Buda çok eğlenceli. Hayır hayır kesinlikle benim için değil, kızım için:)

25 Nisan 2012 Çarşamba

Bardak Askılığından Kolye Askılığına

Ben takı kullanmaya bir kaç sene önce başladım. Ondan önce sevmezdim hiç. Fazlalık gibi gelirdi. Ama şimdi kolyeleri bayılarak takıyorum. Bi yere giderken kolye takmazsam bişeyler eksik gibi geliyor. Kesinlikle vazgeçilmez aksesuarımdır kendileri... Hal böyle olunca kızımı da kattım bu kervana. Her gittiğim yerden onada kolye bileklik tarzı şeyler alır oldum son zamanlarda. Henüz 15 aylık ama bir sürü kolyesi var.
Azranın en önce öğrendiği kelimelerden biri kolye ve toka:) (Yani gole ve koka:)) Kendiside çok seviyor takıp takıştırmayı, özellikle benim kolyelerim daha çok ilgisini çekiyor nedense. Kız ya hemen belli edecek tabi kendini:)
Kızımın kolyelerini evde olan ufak kalpli bi kutu vardı onun içinde tutuyordum. Ama fazlalaşınca birbirine karıştılar kutuda. Bende evdeki kullanılmayan bardak askılığına astım ve çokta düzenli oldular. Ama askılığın rengi hiç içime sinmedi hemde odasıyla hiç uyumlu değildi. (Kolye askısında bile uyum arıyorum:)) bende değiştirmeye karar verdim rengini. Bayağı düşündüm nasıl değiştirebilirim diye. Askılık vernikli olduğu için zımparalanması gerekiyordu ama şeklinden dolayı zımparalayamam diye düşünmüştüm. Çünkü çok girintili çıkıntılı. İlk önce veniğin üzerine sürülen ahşap boyası aradım. Ama öyle bi boya yokmuş:) Kendimi çok akıllı zannettim bi an. Olsa insanlar neden zımpara yapmakla uğraşsılarki dimi:) Neyse deneyeyim dedim zımparalamayı bi baktım gayet rahat zımparalanıyor. Hiçte abartılacak bişey yokmuş:) O akşam kızımı uyutup hemen zımparalamaya başladım. Sonra bi hışımla boyadım.

İşte askının zımparalandıktan hemen sonraki hali...
Bardak Askılığından Kolye Askılığına

Buradada odayla uyumlu pembe rengini görüyorsunuz :) Uyum manyağı oldum:)
Bardak Askısı Boyama

Buda boyanmış hali. İlk boyadığımda çok kötü oldu gibi gelmişti. Ama sabah kalktığımda kurumuştu ve çok düzgün çok güzel olmuş:)
Bardak Askısı Boyama

...Ve son hali
Verniklendi ardından kolyeler bilklikler asıldı...
Kolye Askılığı
Kolye Askılığı