16 Ağustos 2014 Cumartesi

Ne mi YaZıyorum? Bilmem... Hiç... Öylesine...

02:36
Ne kadarda özlemişim yazmayı...
Çok uzun zaman olmuş. Ay, yıl geçmiş üstünden...
Hala sürekli bi yazma isteği hissediyorum. Bazen sayfalarca yazmak istiyorum ne yazacağımı bilmeden... Neden bu istek bilmem. Yalnızlıktan mı? Çenesi düşüklükten mi? Saatlerce boş konuşma isteğimden mi? Sorunun cevabını bilmiyorum. Sadece yazmak istiyorum işte...

(NOT: fotoğraf bugün tekrar yazlığa döndüğüm 2 günlük assos Antik liman çadır kampımdan bir kare. Tatil içinde tatil yaptım bir nevi;)
Resimsiz post olmasın dedim :)
***
Haziran'ın son haftasıydı buraya geldiğimde. Şimdiyse Ağustos'un sonuna geldik, yani yaklaşık 2 aydır Balıkesirdeyim. Yazlıkta...

***
Evine haddinden fazla düşkün biri için çok fazla bu süre.

Çok özledim...
Düzenimi özledim, mutfağımı, tabak çanağımı özledim. Fırçalarımı, boya kokusunu, şövaledeki tualin üzerinde yarım halde duran yağlı boya resimlerimi özledim. Birgün o resimleri tamamlayacağım inancımı hiç yitirmedim:)
Evde bi o odaya bir bu odaya dolaşıp, hergün yeni dekorasyon fikirleri zortalayıp kocamın başını şişirmeyi özledim...
Şimdilerde kafası rahat, "talil mod on" durumda. Bende çok sarmıyorum. Bırakıyorum adamacağız bir iki ay kafa dinlesin. Eve dönünce başlarım diyorum:) eh, sezonu açarız eve döner dönmez:)

-Bak valla çok güzel olucak. Bana güven tamam mı? Şu duvarı delip bikaç tablo asıcam sadece ama evdeki değişime sen bile inanamıcaksın... :)
-Aşkım be şu masayı değiştirip o sana dediğim beyaz masayı alalım mı? Heeey kime diyorum ben. Dinlemiyosunki ama...
-Bak ne diyorum, şu duvar var ya, Heh işte onu ben kağıt kaplıyayım diyorum. Ne dersin?  Sencede harika bi fikir değil mi?:) aşkım? Aşkım nereye gittin...
-Canım ya beni Maltepedeki avm ye görürsene hatta Yaşar'ı da al özlemişsindir kankanı, sen onunla takılırsın bende biraz tabak çanak alırım. He olur mu? Nolur nolur nolur lütfeeeeeen...


İnan sabırsızlıkla bekliyorum o günleri. Fazla tuttum çenemi bu yıl yüzyılın patlaması yaşanıcak eve  gidince:) yapacaklarımı sıralıyorum kafamda birbir.

Ah canım ya nasılda olacaklardan habersiz mutlu mutlu  yüzüyo hopluyo zıplıyo...
Tadını çıkar tatlım, kafan rahat olsun, rahatla relax:)
***
Neyseki beynimizin içindekiler gözükmüyor:)
Yoksa 32 dişimi çıkarıp, kafamı hafif sallayınp senin her söylediğini tasdik ederek basit esprilerine gülerken aklımdan geçen "az kaldı hadi bakalım, onu da aldırırım ben sana,  hele o masanın hiç şansı yok. Hmmm  o salondaki halı epeyce yıprandı artık. Yenisi lazım yenisi" şeklinde saniyeler içerisinde gerçekleşen milyonlarca beyin fırtınalarımdan haberdar olabilirdin:)
***
Okudun dimi?
Tamam ama umarım o beyaz masayı aldıktan sonra okumuşsundur bu postu. 
Bak valla bizim için yaptım.
Evimiz için, mutlu yuvamız için:)
Çocuklarımız için. (Ne alaka bilmiyorum ama onlar içinde yaptım işte)
Hayır sen bana kıyamazsınki hem...
Amaaaaan boşver bunları sen, otur şimdi olduğun yere.
Hıh,
 bak şimdi, yazı düşün, tatilimizi düşün, derin nefes al ver.
Aferin işte böyle
Hadi canım...
:)
Ne zaman gördün postu ve şuan hangi zamandasın bilmiyorum ama sen bana akşam eve gelirken bi kutu çikolata alsana...
:)

11 Nisan 2014 Cuma

Duvara Vazo Nasıl Monte Edilir?

Yeni moda bu, artık vazolarımızı masanın üzerine koymuyoruz bayanlar. Duvarlara asıyoruz :)
Böylece daha şık daha sevimli bir görüntü elde etmiş oluyoruz.
Ayrıca gören herkesin "vaaay süper nerden aldın? böyle mi satılıyor bu?" gibi sorularına maruz kalıp "ben yaptım" cevabını verdikten sonra, sana dönenen o koca gözlerde "hadi ordan" tarzındaki mesajı üstün zekanızla alıp, hindi misali koltuklarınızı kabartarak "ehü ehühü" gibi garip ve anlamsız sesler çıkarmanıza, ama yinede ağzınızın kulaklarınıza varmasına sebep olabiliyor :)

(Biran cümlemi toparlayamayacağım sandım, aslında hala toprlayıp toparlamadığımdan emin de değilim, aslında şuan yukarıda saçmaladığım anlamsız cümleyi silebilirim, ama silmiyorum.
Bunları neden buraya yazıyorum onu da bilmiyorum. Aslında ben şuan içimden konuşuyorum. Yada konuşmuyor muyum? Gökyüzü neden mavi? Peki ya denizler? Deniz demişken denize girmeyi özledim ben ya...:)
NOT: Yukarıda parantez içindeki cümleyi unutun, aslında bir üstteki paragrafı da unutun.
Yada iyisimi okumayın siz bu postu :)


Aslında bu postu yazmadan önce "matkap nasıl kullanılır?" dersi vermeliydim post halinde:)
öylesine yazmıştım ama öğrenmek isteyenler varsa ciddi ciddi yazabilirim :)
Casaret hanımlar, erkeklere muhtaç olmayalım:)
Çok feminist gördüm kendimi yalnız:)
***
Aşağıdaki vazo yağdanlık olarak satılıyordu, ben ona bir vazo gözüyle bakıp, kapağını atmak suretiyle vazoya çevirdim. Çok zorlu bir işti:)
Giriş kapımın hemen yanındaki küçük duvara uyguladım. Aslında biraz risk aldım diyebilirim. Kötü olsaydı duvardaki delik hiç hoş olmayacaktı ama çok emindim güzel olacağından, o yüzden bu riski de almak istedim. Bu deneme amaçlıydı ve istediğim sonucu verdi. şimdi sırada salon, yatak odası, kuzumun odası antre ve tabiki lavabo var:) Tüm odalarımın duvarlarına vazo asmak istiyorum.
***
İlk matkap kullanmayı öğrendiğimde hergün duvar deler olmuştum:) sürekli duvarlara resim asıyordum, raf asıyordum yada mutfağıma demir çubuk v.s asıyordum:) Eşime kalsa onların yerine asılması aylar sürecekti:) Kayınvalidem benim adımı "Usta Gelinim" koydu :)
"Kızım bi ara gelde benim bu prizimi de duvara monte ediver, şunları da duvara asıver" der oldu :)
Namım sülaleye yayıldı, artık beni "gel bi çay içelim" diye değil "canım bi ara gelde şunları bi duvara asıver, çay da içeriz" diye evlerine davet eder oldular :)
Ne diyebilirim ki insanlar beni seviyor :p


Duvara monte için kullanacağınız aparat bu efendim. Yapı marketlerinde ve hırdavatçılarda bulabilirsiniz. Ben "boru şeysi" diye aradım her yerde bulmam biraz zaman aldı ama siz orijinal ismi olan "trifonlu kelepçe" diye sorarsanız hemen çıkarırlar diye tahmin ediyorum :)


 Öpüyor ve sevgiyle selamlıyorum sizi :)
Eğer evinize yaparsanız lütfen resimlerini bekliyorum. Facebook sayfamdan yayınlarım süper olur:)
Mail olarak tozpembenet@hotmail.com
yada
Facebook sayfamdan mesaj olarak gönderebilirsiniz resimleri

https://www.facebook.com/pages/Toz-Pembe/297461790317989

Bekliyorum bayanlar :)

10 Mart 2014 Pazartesi

Tuvalet Kağıdı Rulosundan Çiçek Yapımı (Çocuklar için Etkinlik)

İtiraf etmeliyimki güzel bir çalışma oldu.
Azra'yla devamını yapacağız inşallah. Ruloların birikmesini bekliyoruz:)
Hiç uzatmadan yapımını gösterip kaçacağım. Zira kuzuyu okuldan alma saati yaklaşıyor.
Ayrıca henüz 1 kap yemeğim bile yok:)
Ve çok açım.
Akşama kadar nedenlerimi sıralayıp sizi bayabilirim. Ama bunu yapmayacağım :)
 
 
Tuvalet kağıdı rulolarını ikiye katlayıp bu şekilde yaklaşık 2'şer cm aralıklarla kestik.
 
 
Azra diğer ruloyu keserken ben kesilmiş olan ruloları bu şekilde zımbalayarak çiçek şekline getirdim.
 
Azra tabiki pembe rengi tercih etti ve pembeye boyadı.

Bense sarıya.
Boya olarak sulu boyayı tercih ettim diğer boyaların kuruma süreleri çok uzun oluyor. Dolayısıyla boyarken çok fazla bulaşabiliyor. Ama sulu boyayla bir tarafını boyarken diğer kısmı neredeyse kurumuş oluyor.

Kuruması için peteğin üzerine dizdik :)

...Ve avizemizin ucuna misinayla bağlayıp sarkıttık :)
 
2 yıllık blog hayatımda yazdığım en hızlı posttu :)
Gece eklemeler yaparım muhtemelen.
Mutlu pazartesiler :)



6 Mart 2014 Perşembe

Pullarla Çocuklara Eğlence

Bir zamanlar boncuk & pul görmek istemeyen, aldığı kıyafetlerde pul&boncuk olmamasına özellikle dikkat eden ve eğer varsa eve gelir gelmez il iş onları sökmek olan ben, şu sıralar dost oldum, sevgiyle doldum onlara karşı :)
 
 
Bu çalışmaya "ilkel yöntemlerle fotokopi" adını veriyorum ben:)
Yada "o an elde olan imkanlarla" da denebilir :)
Uzun kış geceleri aklınıza aniden kuzucuğunuzla farklı birşeyler yapma isteği uyandığında bu yönteme başvuruyorsunuz efenim:)
İnternetten bulduğunuz ve beğendiğiniz bir resmi bilgisayarınıza kaydedip yakınlaştırıyorsunuz. A4 kağıdını bir parça bantla monitöre yapıştırıp keçeli kalemle çiziyorsunuz.
Üstelik hiçbir ücret ödemeden :)
Hahaha sizdede reklam yapıyormuşum hissi uyandı mı? :)
 
O akşam Azra'ya onun beğendiği 3 farklı desen çizdim. Balığı pullarla kaplamak istedi. Diğerlerinide boyama yaptı. Prensesin eteğinide aynı şekilde pul yapıştırdık.


Bunun gibi büyük boy pullar çok rahat oluyor. Rahatça alıp yapıştırabiliyor. Aynı zamanda resimdeki gibi düz pullar tercih edilmeli. Çukur pulların tersini düzünü ayıramayabiliyor ve doğal olarak çukur tarafları yapışmıyor. Sonrada kuzu sinir krizi geçiriyor :)



Bazı kısımlara sim de döktük.

Eğlenceli geçen bir geceyi daha geride bıralırken bir gün daha gitti diyorum.
Kuzuyla geçen ve bir daha asla geri gelmeyecek olan bir gün daha...
Yıllar sonra, içinde sürekli "keşke" lerin olacağı cümleler kurarken deli gibi özleyeceğim şu günleri daha dolu, daha O'nlu geçirme çabası içerisindeyim şimdilerde...
 
 
Kızımı özledim ben:)
Nokta
Azra gel fıstığım Legolarla oynayalım :)

12 Şubat 2014 Çarşamba

Karatahta (Yazı Tahtası) Yapımı

2 haftadır gidilmedi yalnız o bebek ziyaretlerine :)
Hergün gördükçe o notları, "tamam" diyorum. "Gideyim artık ayıp oluyo"
sonrası malum...
Ev, temizlik, Azra, okul depresif haller...
Ama bu hafta son vereceğim inşallah buna. Yarın hediyelerini alayım ve gideyim diyorum...
(Yazar burada gözlerini yukarıya dikerek ıslık çalma moduna geçmiştir, söylediğine kendi bile inanmamaktadır:)
 
***
Bloğumda karatahta yapımına daha önce yer vermeme rağmen 2 gün önce gece yarısı saat 1:30 civarı  aklıma gelerek hemen harekete geçmeme sebep olan ve beni uykusuz bırakan bu güzelliğide paylaşmadan edemedim:)
Kuruma süresiyle birlikte 1 saat kadar sürdü, hemen ertesi günde çerçeveciye götürüp çerçevelettim.


Evde daha önceden var olan ve evin dışında giriş kapımın hemen yanında asılı duran bu resim Azra'nın bir cümlesiyle miladını doldurmuş oldu.
Ben çok sevimli buluyorum ama Azra aynı fikirde değilmiş geçenlerde öğrendim bunu.
 
-Kızım balkona çıkıcaz kapının önünden terliklerini al gel hadi
-ıııııı anne sen al dışarıda canavar var"
 
anlam veremedim önce. İzlediği çiziği film vs. gibi bişeyden mi etkilendi diye düşünmeye başladım ki çok dikkat ediyorum o tür şeyler izletmemeye
"ne canavarı annecim? hani nede canavar" diye elinden tutup kapıyı açtım Azra bu resmi gösterince şaşırdım. Hergün görüyo aslında eve girip çıkarken ama hiçibir şekilde korku belirtisi göstermemişti. Azra'ya açıklamasını yaptım ve resmi kaldırıp onun yerine çiçek almaya karar verdik. Hemen resmi kaldırdım. yerine duvara asılan canlı çiçeklerden aldık. İkimiz birer tane.
Bakamadık kuruttuk oda ayrı bi mevzu:)
 

Resmin çerçevesini çıkartmak için arkasındaki çivileri penseyle söktüm.

Ardından camıma kavuştum.

Sonra tv karşısına geçip "annem" dizisi eşliğinde hayatımda en çok zevk aldığım işi yapmaya koyuldum. Boya kokusu, fırçalar, renkler boyamalar...
Daha öncede yazmıştım ama tekrar yazayım. Bu boya karatahta boyası olarak satılıyor.
Üzerine tepeşirle çok rahat yazı yazılıp silinebiliyor.
Büyük kırtasiyelerde bulunabilir ben http://www.tahtakalehobi.com/ sitesinden aldım.
***
Uygulanışı çok basit 1 kere enine boyuyorsunuz, ama boyadığınız yerin üzerinden bir daha geçmemeye özen gösterin aksi taktirde alttaki boyası kalkıyor.
 


Tamamen kuruduktan sonra...

Boyuna 1 kat sürüyorsunuz. Yine aynı şekilde boyadığınız yerin üstünden bir daha geçmiyorsunuz.
NOT: Bu katı sürmeden, alttaki boyanın tamamen kuruduğundan emin olun.


Kuruduktan sonra tahta kullanıma hazır hale geliyor.
Ben tahtayı asmak için evimde bu köşeyi seçtim. Giriş kapımın hemen yanı. Dolayısıyla yazdığım haftalık notlar sürekli gözümün önünde :)
Yazı tahtasından önce bu tablo vardı. Buna elveda dedim ve...
 
Yeni panoma hoş geldin dedim :)


 
Buda instagramda paylaştığım bi fotoğraf :)
 
Bu karede, 2 günlük anne ziyaretine giderken giriş kapısının hemen yanında olan ve görülmesi imkansız olan bu yazı tahtasına gölünden koparak yazdığı notun kocası tarafından görülmeyen bir kadının dramını görüyorsunuz aslında...
2 gün sonra gelip "beğendin mi notumu?"
sorumun karşılığı olarak bir çift anlamsız ve boş bakan gözle karşılaşıyorum :)
-he? Ne notu? Sorusuda tuz biber oluyor :)
-ah çok bedbahtım :)
 
Seni Seviyorum Adam...